Zona Aşısı Demans Riskini Azaltabilir mi?

Tıbbi tedavilerin yan etkileri çoğunlukla baş ağrısı, mide rahatsızlığı veya uyku hali gibi istenmeyen sonuçlara yol açar. Ancak bazen beklenmeyen bir fayda da ortaya çıkabilir. Zona aşısı için durum tam olarak böyle olabilir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, bu aşının yalnızca zona hastalığını önlemekle kalmayıp demans riskini de azaltabileceğine işaret ediyor.

Zona Hastalığı ve Aşı Kimlere Öneriliyor?

Zona, suçiçeğine yol açan virüsün yıllar sonra yeniden aktif hale gelmesiyle ortaya çıkan ağrılı, kabarcıklı bir döküntüdür. Türkiye’de de geçmişte suçiçeği geçirmiş herkes risk altındadır. Bu nedenle zona aşısı, 50 yaş üzeri yetişkinlere ve bağışıklık sistemi zayıf olan 19 yaş üstü kişilere önerilmektedir.

Demans Vakaları Artıyor

Demans, hem hastalar hem de aileleri için büyük bir yük oluşturur. Türkiye’de de nüfusun yaşlanmasıyla birlikte vaka sayılarının önümüzdeki yıllarda ciddi şekilde artması bekleniyor. Hastalık ilerlediğinde tedavi seçenekleri oldukça sınırlıdır. Bu yüzden etkili, güvenli ve kolay uygulanabilir koruyucu yöntemler çok büyük önem taşır.

Zona Aşısı Demans Riskini Nasıl Etkiliyor?

Bazı araştırmalar, zona geçiren kişilerde ilerleyen yıllarda demans riskinin arttığını gösteriyor. Bu da “zona hastalığını önlemek, demansı da önleyebilir mi?” sorusunu gündeme getirdi. Yapılan birkaç büyük çalışma, bu ihtimali güçlü biçimde destekliyor.

Örneğin:

  • 300 binden fazla yetişkinin incelendiği bir araştırmada, zona aşısı olan 70 yaş üstü kişilerde demansın daha az görüldüğü rapor edildi.

  • 200 binin üzerinde kişinin dahil edildiği başka bir çalışmada ise hem eski tip canlı aşıyı hem de yeni tip rekombinant aşıyı olanlarda demans riskinin yıllar içinde daha düşük olduğu bulundu. Yeni nesil aşının etkisi daha belirgindi ve bu aşıyı olanlar, eski tip aşıyı olanlara kıyasla yaklaşık 164 gün daha uzun süre demanssız yaşadı.

 

Doğal Deney: En Güçlü Kanıtlardan Biri

Yeni yayımlanan bir doğal deney çalışması, zona aşısı ile demans arasındaki bağlantıyı daha net ortaya koyuyor. Doğal deneyler, gerçek yaşam koşullarında bir grubun bir uygulamaya maruz kalıp diğerinin kalmadığı durumları analiz eder.

Bir ülkede uygulanan aşılama programında, doğum tarihi belirli bir tarihten sonra olanlar aşılanırken daha yaşlı olanlar kapsam dışında bırakıldı. Araştırmacılar, iki haftalık bir yaş farkıyla birbirine çok benzeyen yaklaşık 300 bin kişinin yedi yıl boyunca sağlık kayıtlarını takip etti.

Sonuçlar dikkat çekiciydi:

  • Aşı olmayanlara kıyasla aşılanan kişilerde demansa yakalanma ihtimali %3,5 daha düşüktü. Bu, yaklaşık yüzde 20 oranında bir risk azalmasına denk geliyor.

  • Aşı olan kadınlarda koruyuculuğun erkeklere göre daha belirgin olduğu görüldü.

 

Bu çalışma tek başına kesin kanıt sunmasa da diğer araştırmalarla birleştiğinde tabloyu oldukça güçlendiriyor.

Aşı Demansı Nasıl Önleyebilir? Olası Açıklamalar

Bilim insanlarına göre bu ilişkinin altında birkaç mantıklı biyolojik mekanizma olabilir:

  • Enflamasyonun azalması: Zona atağının önlenmesi, sinir sistemi üzerindeki kronik iltihaplanmayı azaltabilir.

  • Bağışıklık sisteminin güçlenmesi: Aşı, beyin sağlığı üzerinde dolaylı bir koruma sağlayabilecek bağışıklık düzenlemelerine yol açabilir.

  • İnme riskinin düşmesi: Zona geçiren kişilerde inme riskinin arttığı biliniyor. İnme, demansa yol açan önemli faktörlerden biri olduğundan, bu riskin azalması genel demans riskini de düşürebilir.

 

Sonuç: Uygunsanız Aşı Olmak İçin Ek Bir Neden Daha

Herkesin demans riskini azaltmak için yapabileceği pek çok şey var: aktif bir yaşam tarzı sürdürmek, sağlıklı beslenmek, zihni canlı tutmak gibi. Ancak yeni bulgular, zona aşısının da bu listeye eklenebileceğini gösteriyor. Aşı hem zona hastalığının ağrılı dönemlerini önlüyor hem de uzun vadeli beyin sağlığına katkı sağlayabilir.

Uygunsanız zona aşısını yaptırmak, gelecekte demans riskinizi azaltabilecek önemli bir adım olabilir. Devam eden araştırmalar, bu ilişkinin detaylarını ortaya koydukça tedavi ve korunma stratejileri de zenginleşecek.

Günlük Yaşamda Sağlığı Destekleyen 5 Basit Alışkanlık

Influencer’ların, haber başlıklarının ve iyi niyetli yakınların sağlıkla ilgili çelişkili önerileri arasında kayboluyorsanız, yalnız değilsiniz. Özellikle sosyal medyada hızla yayılan sağlık trendleri çoğu zaman abartılı veya yanıltıcı olabiliyor. Bu nedenle, uzmanların önerdiği sade ve sürdürülebilir alışkanlıklara yönelmek çok daha etkili. Boston’daki Harvard bağlantılı Mass General Brigham sağlık kuruluşunda birinci basamak hekimi olan Dr. Wynne Armand, herkesin günlük yaşamına kolayca uyarlayabileceği beş temel alışkanlık öneriyor. Biz de bu alışkanlıkları Türkiye’deki yaşam koşullarına uyarladık.

1. Güne Farkındalık Katın

Farkındalık ve meditasyon, stresi azaltma, uyku kalitesini artırma ve zihni toparlama konusunda bilimsel olarak desteklenmiş yöntemler. Pek çoğumuz sürekli geçmişteki sorunları ya da gelecekteki belirsizlikleri düşünmekten zorlanıyoruz. Bu durum stres hormonlarını artırarak hem uyku düzenini hem de kalp ve beyin sağlığını olumsuz etkiliyor.

Türkiye’de gün içinde kısa bir yürüyüşte kuş seslerine kulak vermek, parkta oturup nefese odaklanmak veya Calm ve Headspace gibi uygulamaları kullanmak bile farkındalık pratiğini destekler.

Kutu nefesi gibi basit nefes egzersizleri hem yetişkinlerde hem gençlerde sinir sistemini sakinleştirir, kalp ritmini dengeler ve dikkati artırır. Düzenli olarak uygulandığında kaygıyı belirgin şekilde azaltabilir.

2. Uykuyu Öncelik Haline Getirin

Kalitesiz uyku, gün içinde yorgunluk, sinirlilik ve odaklanma sorunlarına yol açar. Uzun vadede ise bağışıklığı zayıflatabilir ve kronik hastalık riskini artırabilir.

Uzmanlara göre yetişkinlerin çoğunun gecede en az 7 saat uykuya ihtiyacı var. Ancak burada önemli olan saat kadar, uykunun kesintisiz ve dinlendirici olması. İlginç bir şekilde, dokuz saatten fazla uyumanın da bazı araştırmalarda sağlık risklerini artırabileceği görülüyor.

Türkiye’de yaygın alışkanlıklar olan geç saatlerde çay-kahve tüketimi, ağır akşam yemekleri ve uyumadan hemen önce ekran maratonu, uyku kalitesini düşüren başlıca nedenlerden. Akşam 17.00’den sonra kafeinden uzak durmak, yatmadan önce telefon ve televizyon kullanımını azaltmak ve düzenli bir uyku saati belirlemek büyük fark yaratır.

Uykuya dalmakta zorlanıyor, gece sık uyanıyor veya gün içinde sürekli uykulu hissediyorsanız bir uzmana danışmak önemli olabilir; çünkü uyku apnesi gibi rahatsızlıklar fark edilmeden uzun süre devam edebilir.

3. Gerçek ve Doğal Gıdaları Tercih Edin

Sebze, meyve, bakliyat ve minimum düzeyde işlenmiş gıdalarla beslenmenin uzun ömür ve daha güçlü bir bağışıklık sistemiyle bağlantılı olduğu pek çok araştırmada gösteriliyor. Türkiye mutfağı aslında bu konuda büyük bir avantaja sahip: Zeytinyağı, sebze yemekleri, kurubaklagil çeşitleri ve taze ürünler oldukça yaygın.

İşlenmiş gıdalar ise çoğu zaman fazla tuz, şeker, tatlandırıcı ve katkı maddeleri içerdiği için hem sağlığı olumsuz etkiliyor hem de daha fazla yeme isteği uyandırabiliyor. Market ürünlerini seçerken etiket okumak, kısa içerikli ürünleri tercih etmek ve ev yemeklerine ağırlık vermek en basit ama en etkili adımlardan biri.

4. Daha Fazla Hareket Edin, Daha Az Oturun

Modern hayatın koşuşturması içinde hareket etmeye zaman bulmak zor görünebilir. Ancak küçük adımlar bile sağlığı ciddi anlamda destekler.

Günde tek seferde 30 dakika egzersiz yapmak elbette faydalıdır, fakat gün içine yayılan hareket daha güçlü bir etki yaratır. Örneğin:

 

  • Asansör yerine merdiveni tercih etmek

  • Kısa mesafelerde arabaya binmek yerine yürümek

  • Telefon görüşmelerini ayakta veya yürüyerek yapmak

  • İş arasında 5 dakikalık esneme molaları vermek

    Sporu keyifli hale getirmek de motivasyon sağlar. Bir arkadaşınızla yürüyüşe çıkmak, sahilde veya parkta tempolu yürümek ya da evde kısa egzersiz videoları uygulamak başlangıç için yeterlidir. Hareket kabiliyeti kısıtlı olanlar için hafif esneme, oturarak yapılan direnç egzersizleri veya fizyoterapist önerileri iyi seçenek olabilir.

 

5. Sağlığı Trendlerden Değil, Alışkanlıklardan Bekleyin

Hızlı sonuç vaat eden diyetler, moda detox yöntemleri veya mucize sağlık trendleri çoğu zaman kalıcı fayda sağlamaz. Hatta bazıları sağlığı riske atabilir. Önemli olan günlük rutine küçük ama etkili alışkanlıklar yerleştirmek. Ebeveynler için bu alışkanlıklar aynı zamanda çocuklara iyi bir örnek oluşturur.

Daha fazla hareket etmek, doğal beslenmek, iyi uyumak ve zihni dinlendirmek hem bugün hem de uzun vadede sağlığın en güçlü destekçileridir.