Çölyak Hastalığı Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Çölyak hastalığı, vücudun besinleri yeterince emmesini engelleyebilen bir sindirim ve bağışıklık sistemi bozukluğudur. Türkiye’de ve dünyada bu hastalıkla ilgili farkındalık artsa da, hâlâ pek çok bilinmeyen yönü bulunuyor. Genel kanının aksine, çölyak hastalığı olan herkesin karın ağrısı, şişkinlik veya ishal gibi belirtiler göstermesi zorunlu değildir. Glüten duyarlılığı ise çölyak hastalığından farklıdır ve bazı kişilerde benzer semptomlara yol açabilir.

Mit 1: Çölyak Hastalığı Genellikle Genç Yaşta Teşhis Edilir

Gerçek şu ki, çölyak hastalığı her yaşta ortaya çıkabilir ve genellikle ileri yaşlarda teşhis edilir. Ortalama teşhis yaşı 46 ile 56 arasındadır ve yaklaşık dörtte biri 60 yaşından sonra tanı alır. Kadınlarda ve tip 1 diyabet, Hashimoto tiroidi veya dermatitis herpetiformis gibi diğer otoimmün hastalıkları olan kişilerde biraz daha sık görülür. Hastalığın tetikleyicileri tam olarak bilinmemekle birlikte, viral enfeksiyonlar, ameliyatlar veya stresli yaşam olaylarının etkili olabileceği düşünülmektedir.

Mit 2: Çölyak Hastalığı Sadece Bağırsakları Etkiler

Çölyak hastalığında glüten tüketimi, ince bağırsaktaki villi adı verilen besin emici çıkıntılara bağışıklık sistemi saldırısı başlatır. Bu villiler tahrip olduğunda besinlerin emilimi azalır. Ancak hastalık sadece bağırsaklarla sınırlı değildir; sinir sistemi, hormonlar ve iskelet sistemi üzerinde de etkiler gösterebilir. Beyin sislenmesi, kas ve eklem ağrıları veya adet düzensizlikleri bunlara örnektir.

Mit 3: Glüten Yedikten Sonra Hastalanmak Çölyak Hastalığı Anlamına Gelir

Glüten tüketiminden sonra rahatsızlık hisseden herkesin çölyak hastası olduğu anlamına gelmez. Bazı kişilerde çölyak hastalığı olmayan glüten duyarlılığı vardır. Çölyak hastalığı kan testleri ve bağırsak biyopsisi ile teşhis edilirken, glüten duyarlılığı antikor üretmez ve bağırsak hasarına yol açmaz. Glüten duyarlılığı yaşayan kişilerde beyin sislenmesi, yorgunluk ve kas ağrıları görülebilir. Bu durum bazen FODMAP adı verilen bazı şeker benzeri moleküller veya buğday alerjisi ile ilişkili olabilir.

Mit 4: Glutensiz Diyet Her Zaman Semptomları Hafifletir

Çölyak hastalığının tek tedavisi glutensiz diyettir, ancak bu her zaman semptomları tamamen ortadan kaldırmayabilir. Hastaların yaklaşık %20’sinde glütensiz diyete rağmen semptomlar devam eder. Kazara glüten tüketimi veya çapraz bulaşmalar semptomların tekrar ortaya çıkmasına neden olabilir. Araştırmalar, glütenin parçalanmasına yardımcı enzimler, glütenle bağışıklık tepkisini azaltan ilaçlar ve bağışıklık sisteminin glütene verdiği yanıtı yeniden programlayan yöntemlerin potansiyel çözümler olabileceğini göstermektedir.

Çölyak hastalığı ve glüten duyarlılığı konusunda doğru bilgiye sahip olmak, yanlış tedavi veya gereksiz kısıtlamalardan kaçınmak için önemlidir.